Ana içeriğe atla

Egnity ve Hacknbreak Gerçeği


Egnity ve Hacknbreak Gerçeği

Güncelleme:
Dava tüm geciktirme ve engelleme niyetlerine rağmen LEHİMİZE sonuçlanmıştır. Yargıtay lehte karar vermiştir. Geriye çoktan ortadan kaybolmuş şirketin sahiplerini bulmak kalıyor. 
Dernek kurmak suretiyle ortadan kaybolduklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Dükkanı da tamamen kapatmışlar. Dernek üzerinden şirket kurarak yeni mağdurlar yaratmaya devam edecekler anlaşılan.





Edit: Gelen yorum üzerine eklemekte fayda var.
Kamuoyuna Duyurulur
Hacknbreak etkinliği ve bu etkinliği hazırlayan dernek, bahse konu şirketin devamı niteliğindedir. Zira ilgili şirket basiretsiz şekilde davranarak yarattığı mağduriyetleri bir anlamda dernek çatısı altında temize çekmeye ve sektörel anlamda oluşan kötü imajını bu şekilde düzeltmeye çalışmaktadır. 
Bu davranış biçimi ahlaki olmadığı için ilgili şirket ve şirket yöneticileri hakkında belgelerle açıkladığımız gerçekler, hiç bir şekilde etkinliğin ulaştığı kitleyi manipüle etmek veya onları kötü göstermek amacını taşımamaktadır, zira katılımcılar/sponsorlar/konuşmacılar oldukça iyi niyetle ve aynı amaçla orada bulundular ve bulunmaya devam ediyorlar. Kamuoyunu belgeleriyle aydınlattığımız gerçekleri açıklamamızın yegane nedeni; kendilerini bu etkinliğin içerisine dahil etmek isteyen dernek yöneticilerinin ticari anlamda yarattıkları enkazı ve bu enkazı sahiplenip kaldırmak yerine gün geçtikçe daha fazla mağduriyet yarattıklarını göz önüne getirmek ve bu anlamda kamuoyunu bilinçlendirmektir. Bu anlamda yeniden belirtmek isteriz ki; paylaştığımız bilgilerin ve belgelerin asıl ve tek muhatapları Açık İnovasyon Derneği'ni arka bahçeleri olarak kullanan Egnity Şirketi ve yetkilileri Murat Küçükgirgin ile Zehra Doruk'tur. Bunlar dışında, ilgili paylaşımı kendi üzerine alan herkese özrü borç biliriz.

Edit 2:

Bu şirketin geçmişte mağdur ettiği kişiler yorum bırakabilirler. Email adresinizi bırakırsanız size ulaşırız. Teşekkürler.

Edit 3:
Söz konusu şirketin, resmi web sitesinde iletişim bölümünde beyan ettikleri adres aşağıdadır.





Söz konusu şirket, icra yoluyla bu adresten çıkarılmalarına rağmen, resmi web sitelerinde halen Teknopark İzmir adresini, sırf prestij olması ve etkinlikler için avantaj sağlaması için kullanmaktadır. Takdir edileceği gibi, resmî anlamda bir adresi bile olmayan bir şirketin temsilcilerinin başkalarını mağdur etmeleri işten değil.  

İletişim bilgileri teyit link adresi: http://teyit.link/qfCnsih
Teknopark İzmir şirketleri listesi, görüleceği gibi listede bulunmamaktadır.: http://teknoparkizmir.com.tr/ar-ge-firmalari/alfabetik




Bizler aşağıda yazılı ifadeleri bulunan Evren Kutar, H. İbrahim Yılmaz, Gökhan Boranalp, Ahmet Can Solmaz, (kişinin rızası ve talebi gereği kişisel bilgileri kaldırılmıştır.)  olarak, işbu yazıyı ciddi anlamda yanlış yönlendirilen ve bilgilendirilen kamuoyuna, gerçekleri bilmeleri adına paylaşmayı görev sayıyoruz.
Bizler Murat Küçükgirgin ve Zehra Doruk tarafından farklı sebeplerle mağdur edilen, daha doğrusu, söz konusu şahısların kurdukları ve yönettikleri Egnity isimli şirket tarafından zarara uğratılan, sırtlarından haksız kazanç elde edilip ünvan kazanılan kişileriz.
Acaba bize anlatılan her hikaye gerçek mi? CNNturk.com’da yayımlanan Tersine göç hikayeleri: “Urla’dan yükselen inovasyon ateşi” röportajını okuduktan sonra, , Murat Küçükgirgin ve sevgilisi Zehra Doruk’un Urla’ya tersine göç!! hikayesini bir de bizden dinlemeniz gerektiğine karar verdik. Çünkü bu şahısların PR yoluyla kendilerini olduklarından farklı yansıttıklarını ve kamuoyuna kendi çıkarları doğrultusunda yanlış bilgi aktardıklarını görmekteyiz.
Bu da yetmezmiş gibi, Tevfik Uyar Bey’le yaptıkları, ironik bir şekilde adı “Türkiye’de Kooperatifçilik” olan podcast sohbetinde, şirketlerin etik olması gereğinden, nasıl da her şeyi paylaştıklarından bahsedebildiklerine şahit olduk.

ÖZET

İnsan onuruna, sosyal hayatın gerekliliğine yakışmayacak şekilde fazla sürelerde, işe alındığımız ünvanlarımız dışında başka işlerde çalıştırıldık ancak ücretlerimizi alamadık. Bunun üzerine mahkemelere başvurduk, davalarımızı kazandık.
Davaların aleyhlerine sonuçlanacağı belli olunca, önce mevcut şirketi pasifize ettiler ve işlerini açtıkları başka bir şahıs işletmesi üzerinden yürütmeye çalıştılar. Bunda da muvaffak olamadıklarından ve Egnity isimli şirket üzerinden oluşmuş kamusal borçlardan dolayı, emeğimizden haksız kazanç sağladıkları paralarla Açık İnovasyon Derneği adı altında bir dernek kurup her nevi faaliyetlerini bu derneğe taşıdılar. Daha sonra bu dernek çatısı altında Hacknbreak adında bir etkinlik düzenlemeye başladılar. Bu dernek kurulduğundan yaklaşık bir yıl sonra “kamu yararına” dernek olacak ve şirket kurmaya hak kazanacaktır.

lk başta İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) adını prestij için kullanıp, pek çok kurumla ve itibarlı kişiyle iletişim geçtiler. İYTE, ilk iki yıl HacknBreak etkinliğini kampüste yapmalarına müsaade etti. Ancak daha sonra İYTE Yönetimi, çeşitli nedenlerle tek taraflı olarak desteğini de çekti. HacknBreak etkinliği, İYTE Teknopark’ın dışına çıkartıldı.”
Murat Küçükgirgin ve Zehra Doruk, teknik cehaletleri sebebiyle yapmaya çalıştıkları web ajansı işinin üstesinden gelemeyeceklerini ve etkinlik düzenlemenin daha kazançlı olduğunu farketmiş olduklarından, İzmir’deki kurumlara kendilerini toplum yararına çalışan bir yapı olarak gösterip etkinlik düzenlemeye devam etmektedirler. İzmir, Egnity tarafından gerek insanının naifliği gerekse de bir çok etkinliğin olası bir dernek çatısı altında çok kolay işleyebilir olma potansiyeli olduğundan, bilerek tercih edilmiştir. Şirket olarak faaliyet yürüttükleri dönemde çalışanları zor durumda bırakmakla birlikte, fahiş fiyata yapmayı taahhüt ettikleri projeleri de teslim etmediler, ettiklerini de teknik yetersizliklerinden dolayı yapılması gerekenin azami %15 ini yaparak teslim ettiler. (Bkz. Mobidemy-İnternet Tabanlı Eğitim Projesi)
Yaptıkları işler neticesinde yarattıkları mağduriyetleri örtbas edebilmek için, etraflarında onlarla ilgili detaylı ve gerçek bilgiye sahip herkesi bir şekilde manipüle ederek veya mağdur ederek sindirmeyi denediler.
Yazının aşağıdaki bölümü söz konusu şahıslarla bir şekilde ilişkilenmek zorunda kalmış insanların kendi ağzından yazdıkları açıklamalardır. Açıklamaları yazanların iletişim bilgileri, adlarının altında yer almaktadır. İlgili mahkeme kararları gibi belge ve bilgiler de yazının sonunda paylaşılmıştır.

UZUN DETAY, TL;DR

Biz bu şahıslarla her ne kadar iş akdimizi ve iletişimimizi sonlandırsak da, bizden sonra da Murat Küçükgirgin ve Zehra Doruk’un mağdur ettiği ve edeceği pek çok kişi olduğunu bildiğimizden, bu ikilinin iş yaşamında sergiledikleri gayrı ahlaki yaklaşımı sizlere de göstermek istiyoruz. Bu şahısların eylemleri mahkemeler nezdinde “ticari husumete” girdiğinden maalesef caydırıcı bir yaptırım elde edilemiyor.
Çalışanların emeğini sömürmelerini, iş yaptıkları kişilerin iş için verdikleri ücretler karşılığında hiç bir iş yapmamalarını, hukuk sistemi yazık ki ağır şekilde cezalandıramıyor. İşçinin ücretini ödememek kanunen dava konusu ve biz de gereken yasal başvurularımızı yaptık. Aşağıda bu konuyla ilgili tüm gelişmeleri bulabilirsiniz. İstanbul gibi bir arenada, 2008 yılından beri maalesef hiç bir çalışan, vakit kaybetmek istemediği için bu şahıslara dava açmamış. 2008 yılında kurulmuş bu şirketin, Zehra Doruk dışında, bir tane dahi uzun zamanlı çalışanının olmaması, yapılan adaletsizliği bir nebze olsun görmenize olanak sağlayacaktır. Maalesef kanuni yollardan hakkımızı aradığımız ve lehimize kararlar çıkmasına rağmen, kararların icrası konusunda söz konusu şirketin pasifize edilmiş olmasından dolayı sonuç alamadık. Hal böyleyken, böylesi gri bir alanda yapılabilecek en değerli ve etik davranışın mağdurlar olarak bize yapılanı açık bir şekilde sizlerle paylaşmak, bu sayede aranızdan bazılarına belki de ışık tutabilmek olduğuna karar verdik.



Evren Kutar
Ben Egnity isimli şirkette calışmaya 2013 senesinin Mart ayında “Yazılım Geliştirici” pozisyonunda ve 2,500 lira maaşla başladım. Birlikte çalıştığım bazı arkadaşlara düzgün ödeme yapılmadığından istifa edip gidenler oldu. Ben M.K. ile bu konuları konuştuğumda istifa etmiş insanların şirketi mağdur ettiğini, asla düzgün çalışmadıklarını iddia ederek onları kötüledi.
Doğrusu işe girdiğim ilk aylarda maaşımı olması gerektiği gibi aldım fakat sonradan düşününce herhalde düzgün bir çalışanı kaybetmemek icin bunu yaptıklarını görüyorum. Nitekim, ilk bir kaç aydan sonra maaş ödemelerim aksamaya başladı. Zaten devamında çalıştığım 1 yılı aşkın sürede bir daha anlaştığımız net maaşı zamanında asla alamadım.
2014 ocak ayında şirketin diğer çalışanları gibi, ben de Urla’ya taşındım. Orada maaş ödemesi almadan Nisan ayına kadar çalıştım. Sadece ben değil diğer çalışan arkadaslar da maaş almadan fedakarlık yaparak çalışıyorduk. Evde yapılan ortak yemeği yiyorduk ve arabamız ya da minibüse verecek yol paramız olmadığından bir yere de gidemiyorduk. Biz de, evet haberde anlatıldığı gibi İstanbul’dan uzaklaşmak ümidiyle tüm bu fedakarlıkları yapıyorduk ancak o İstanbul’dan kaçma ve güzel bir hayat sürme hayali Urla’nin köyünde çalışma kampı gibi bir ortamda kendimizi bulmayla sonuçlandı. En sonunda Nisan 2014’de ekonomik anlamda daha fazla dayanamadığımdan istifa edip İstanbul’a geri dönme kararı aldım. Bu kararı almamdaki en önemli etken bir gün Urla’ya ziyaretime gelen sevgilimi orada gezdirmek bir yana, kendi minibüs parami da ödetirken bulmamdi. Ben burada ne yapıyorum diye düşündüm ve istifamı verdim. İstifa ettikten sonra alacağım maaş borcunu 3 taksite bölerek odemeleri konusunda anlaştık. Fakat sadece bir taksitlik bir ödeme alabildim. Çok uzun süre sabırla hatırlatmama rağmen, tavırları çirkinlestiği ve sanki mağdur olan ben değil de kendileriymiş gibi davrandıkları için alacak davası açtim. Bu davayı kazandım. Elimde haciz edebileceğim bir karar olmasina rağmen, şirket ismi değiştirme vs gibi türlü dalavereler ve manevralarla bu borcu ödememeye devam ediyorlar. Hatta halen çalıştığım şirket icin Barcelona’da bulunduğum zaman, ki bu da neredeyse 2 sene oldu, benden anlaşma talep ettiler. İstediğim meblağ karşılığında davayı geri çekeceğimi söyledim. O gün bu gündür ses yok kendilerinden. Başkalarını mağdur ederek amaçlarını gerçekleştirmiş görünen bu ikiliyi haber yapmak, başka insanları da mağdur etmelerinin önünü açmaktan başka bir seye hizmet etmeyecek.
Dava Detayı:
  • Dosya istanbul 25. icra dairesi dosya no: 2015/13729
  • Borç miktari 16.630,93 TL. (Faiz ve masraflar hariç)

H. İbrahim Yılmaz

2014 ocak ayında sahip olduğum şirketteki ortakligimi bitirerek Urla’ya taşındım. Ortaklığımı bitirmem ve Urla’ya taşınma kararı almamdaki ana neden; bana vaadedilen nitelikli ve ileriye yönelik projelerdi. Ancak tasindigim günden itibaren aslında bu tarz projelerinin -en azından- reel manada olmadığını bunu sadece insanların emeklerini kullanabilmek adına kurgulamis oldukları bir hikayeden ibaret oldugunu anladim. Ellerindeki hem sermaye hem de bilgi birikimi ile bu ölçekteki projeleri gerçekleştiremeyecek durumda olduklarını anlamam sadece 1–2 gun surdu. Kendi şirketimde istediğim gibi ve doğru bildiğim şekilde işler yaparak geçimimi sağlar, boşanmış olduğum eşime ve henüz 5 yaşındaki kızıma karşı sorumluluklarımı yerine getirebilirken bir anda daha önce hiç bilmediğim bir ilçede maaş almadan geceler boyu klasik ajans işleri yaparken kendimi buldum. Beni sorumlu tutmuş oldukları projede açıkça en az 4 yazılım geliştiriciye ihtiyaç olduğu belliyken, tek başıma hiç istemediğim işleri yapmak zorunda kaldım. Aldığımız para bir berber çırağının müşterilerinden aldığı harçlıktan farksız, paramparça; ne ucu belli ne sonu belli bir şekildeydi. Bu şekilde düzenli bir gelir alamadan ve çoğunlukla diğer iş arkadaşlarımızla dayanışarak (doğrusu onların bana yardımlarıyla) ancak 2014 yılının mayıs ayına kadar dayanabildim. Temel ihtiyaçlarımız için dahi bu durum böyleydi. Bu sürede araya giren tatillerde sürekli olarak çalıştığım ve parasız olduğum için kızımı dahi görmeye gidemedim.
Urla’ya taşınma kararı aldığım dönemde yeni boşanmış, sıfırdan bir hayat kurmaya çalışan bir çok maddi ve manevi sıkıntı ile uğraşan bir insan durumundaydim. Şirketin San Fransisco’da açacağı (hatta tasindiktan sonra açıldığı yalani söylenen) ofise tasinma ihtimalleri, güncel ve standart hale gelmiş son teknolojilerle yapılacak olan proje vaadleri, geniş bir ekibin parçası olacak çalışma hayalleri beni tasinmam konusunda ikna etmişti. Ancak dediğim gibi, bavulumu toparlayıp birçok ilişkimi geri dönülmez bir şekilde noktalayıp; deyim yerindeyse ‘gemileri yakıp’ geldikten sonra karşılaştığım şey tam bir hayal kırıklığı oldu. İçerde olan paramı almak için defalarca yaptığım konuşmalarda sürekli bir ileri tarihi veriyorlar her seferinde de beni suçlamaktan, şirketlerini zarara uğrattığımı söylemekten cekinmiyorlardi. Bütün bunların dışında, “aslinda olması gereken ama reelde olmayan” çalışma saatleri dışında özel yasantimla alakalı düşüncelerini öne sürmekten ve hakaret etmekten de geri kalmiyorlardi. Daha sonraları bu şirketle çalışan onlarca yazilimcinin yaşadığı son aynı oldu. Bütün bunlar yetmezmiş gibi birçok insanın sigorta primleri sürekli eksik yatırılmıştı. Burası bir ajans, yazılım üretme, proje merkezi değildir. Açık ve net bir şekilde insanların emekleri ve algıları üzerinden marketing faaliyetleri yürüten, bununla bir şekilde bir ekonomi yaratan, amiyane tabirle dolandırıcılığın başka bir şeklidir. Bahsi geçen kişilerin teknik olarak yazılım/bilişim dünyasıyla alakası herhangi bir insanın bilgisayar kullanma kabiliyetinden öte değildir. Bir profesyonel olarak kendilerine, ayrıldığım zaman üstüne basa basa bu sektörü bırakmalarını, dünyada calişabilecek başka alanlar olduğunu onları yapmaları gerektiğini öğütledim ancak dinletemedim. Şirket dedikleri bu yapının Zehra Doruk ve Murat Küçükgirgin dışında 1 yıldan uzun süre çalışmış hiçbir elemanıyla tanışmadım. Lütfen daha fazla insanın mağdur olmaması için bu kişilerin haberini yapmaya devam etmeyin. Ülkenin bilişim alanında yetişmiş uzman ve eleman açığı çok büyük. Kariyerinin henüz başındayken, bu tarz kişilere denk gelen bir insanın meslekten soğuması, hatta mesleği bırakması çok zor değil.

GÖKHAN BORANALP

CTO ünvanı ile 01.07.2013 tarihinde göreve başladım. Başladığım tarihte şirkette 8 kişi çalışıyordu. Geldiğim gün mobil uygulama geliştiren iki gencin Javascript için “garbage collector” geliştirdiğini söylediklerini öğrendim. Konuyu teknik olarak bilenlerin anlayacağı gibi böyle bir şey mümkün olamaz çünkü bunu sadece Javascript dilinin kendisini geliştirenler yapabiliyorlar. Yani teknik olarak o kadar cahildiler ki, iki tane çocuk tam 3 aydır böyle bir yalanla oyalayabiliyordu bu şahısları. Bu çalışanlar, benim dahil olduğum günün ertesinde, onların ne yaptıklarını anlayacağımı bildiklerinden, işe gelmediler. Çalıştığım süre zarfında yazılım geliştirme konusundaki uygun profesyonel teknikleri ve süreç yönetimi araçlarını uygulamaya çalışmama rağmen, işverenin kendisi bizzat kendi işini baltalıyordu. Sürekli bir iş alınacak gibi oluyor fakat o işler bir türlü gelmiyordu lakin, konuşurken de mangalda kül bırakmıyorlardı. Birinin ABD’de tanıdığı vardı, ötekinin patronlarla yakın ilişkisi. Derken çalışanlar bize işverenler tarafından yansıtılan çeşitli sebeplerle ayrılmaya başladılar ve sonunda 3 çalışan kaldık. Daha sonra sunucuların parasını ödeyemeyince ilk kez benden para istediler, ben de yardım etmek için kredi kartından ödedim. Bu yetmiyormuş gibi, ofisin elektriği kesilecek dediler, eşimden faturayı ödemesini istedim, ödedi. Her ay almam gereken maaşı almadan, ama işlerin yoluna gireceği umuduyla çalışmaya devam ettim. Sonra “startup’a” döneceğiz İzmir’e gideceğiz dediler ve maalesef bunu da kabul ettim. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü içinde yer alan Teknopark’a benimle yapılan görüşme sayesinde kabul edildiler ancak ofis tutmadılar. Evden çalışmak zorunda kaldık. Startup uygulaması üzerine çalışacakken, bir anda kendimizi bir e-ticaret sitesiyle uğraşırken bulduk. Sektörde yaklaşık 30 yıldır çalışıyorum. Benim için bu tür bir iş yapmanın tam anlamıyla gerilemek olduğunu beyan ettim. En az 5 kişinin yapacağı işi 2 kişi yapmaya çalışıyorduk ve gece gündüz işi yetiştirmeye çalışıyorduk. Sabaha karşı 4:00'te yatıyordum ve sabah 07:30'da Murat Küçükgirgin kapımda oluyordu. Defalarca ofise geçme talebimizi iletmemize rağmen, paraları olmadığı gerekçesiyle evden çalışmaya devam etmemiz gerektiği söylendi. Kaldığımız evin sözleşmesini, talep etmeme rağmen, ısrarla kendi üzerlerine yaptılar. Hiç bir gelecek planı yapabilme şansımız yoktu. Bu şekilde bir çalışma temposuna ve insaflarına kalmış olarak çalışmaya devam etmeme kararı aldım. 04/06/2014 tarihinde istifa ettim. İstifa ettikten sonra hakkımda çeşitli yalan beyanda bulundular. Aşağıda görülebilecek gerekçeli kararda, kendilerine üniversite mezunu olduğumu söylediğimi iddia ettiler.
Üniversiteyi bitirmemekle bizzat övünen birisi olduğumu bildikleri halde, hakkımda çok sayıda yalan bilgiyi dolaşıma soktular. Şirketin teknik yöneticisi olarak, yaklaşık bir yıllık bir sürede yaptığım çalışmalardan, üniversite mezunu olmadığımı anlamamışlar hazretler. Mahkemede, CTO olarak görev yaptığım halde, bilgisayar operatörü olduğumu iddia ettiler, çünkü buna göre SGK ödemesi yapıyorlarmış. Maalesef bunu da çok sonra öğrendim.


















Kamuya açık Linkedin profilimdir.

Ayrıca kimliği belirsiz şahıslar tarafından, Murat Küçükgirgin’in adının bir takım porno sitelerinde paylaşıldığı gerekçesiyle beni hedef gösterdiler ve eşimi de telefondan aramak suretiyle taciz ettiler. Bu ithamlara karşı 10/09/2015 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunduk ve Murat Küçükgirgin ceza aldı. Mahkeme kararı da ekte yer almaktadır.
Soyadı değişikliğimi paranoyak bir duruma getirerek hem kendi hesaplarından hem de sahte twitter hesabından şahsıma saldırıda bulundular. Mahkeme belgelerinde görüleceği üzere, uzun süreli SGK kaydımın olmamasını, bir mesleki tecrübesizlik durumu olarak göstermeye çalıştılar. Adımın etrafında soyadı değişikliğime sığınarak bir tür güvensizlik inşa etmek için hayli çaba gösterdiler. Babamı toplam 5 kere gördüm hayatımda. Annem ile babam ayrıdır. Çocuklarım, bu istemediğim soyadını taşımasınlar diye 40 yaşımdan sonra, Toplar olan soyadımı Boranalp olarak değiştirme kararı aldım. Bu son derece ailevi durumu bile, burada açıklamam gerekti. Ayrıca sadece işverenlerin görebildiği SGK kayıtlarımda, geçmişte TC Kimlik no değil, ssk sicil nosu kullanıldığından hatalı giriş yapılmış ve benimle alakası olmayan C. Şahin Kılıç ismi de hizmet dökümümde yer almıştır.  Kişisel verilerimi işveren olarak görme yetkisine sahip olan kişinin bunu kötü niyetle üçüncü şahıslara söylemesi ve alenileştirmesi de KVKK'ya aykırılık teşkil eder ve bir suçtur. Bu konuda da gereğini yapacağım.
İzmir 10. İş Mahkemesi’nde 19/08/2014 tarihinde açtığım ve 14/03/2017 tarihinde lehime sonuçlanan biri ön inceleme olmak üzere toplamda 12(yazıyla ONİKİ) duruşmanın yapıldığı “işçi işveren ilişkisinden kaynaklanan” davanın, son ana kadar olabilecek her türlü oyalama, geri bırakma yöntemine başvurmalarına rağmen, sonuçlanması ile mahkeme 59.448,93TL alacağım olduğuna hükmetmiştir. İlgili karar ekte yer almaktadır.









Ahmet Can Solmaz



Bahsedilen diğer hususlar ve süreçlerden bağımsız olarak, Temmuz 2015 ile Mart 2016 arasındaki dönemde, Egnity Medya’da, Sistem Uzmanı pozisyonunda görev yaptım. İlk maaş için yapılan bir ödeme haricinde, maaşımın tamamının; zamanında ödenmesi gibi bir durum gerçekleşmedi. Zaten, takip eden dönemde de maaş ödemesi almak -maalesef- mümkün olmadı. Kurumun, sürecin başındaki pozitif yaklaşımı ve yürürlükteki projelerin durumunu da göz önünde bulundurarak bu olumsuzluğu tolere etme yoluna gitmeyi tercih ettim fakat ne yazık ki geri dönüş alamadım. Yasal haklarım ile alakalı hukuki süreç ( işten ayrılışı takiben ) başlatılmış fakat sonuçlanmamıştır.
Alacak miktarı, işten ayrıldığı tarihte: 12.000 TL


SONUÇ YERİNE

Bizim yazdıklarımız yaşadıklarımızın bir kısmı sadece. Söz konusu kişiler bizim sadece zamanımızı almadılar, geleceğe dair umutlarımızı azalttılar ve bir anlamda inancımızı da körelttiler. Bizim “emeğimizden” nemalanarak kurdukları bu yapı üzerinden, özünde güzel ve geleceğe dair umut taşıyan sloganlarla, etraflarına toplayabildikleri kişi ve kurumları gerçekte hiç olmadıkları bir kimlikle etkileme çabasındalar. Özü bu kadar çürük bir yapıya konuşmacı olarak, sponsor olarak, katılımcı olarak; yani bir şekilde dahil olmayı düşünürken ya da çoktan dahil olmuşken, lütfen başkaları için yarattıkları bu mağduriyetleri ve haksızlıkları gözünüzün önüne getirmeyi unutmayın

İLGİLİ BELGELER

Egnity Şirket Bilgileri

Kamuya açık olan Mersis sistemi üzerinden alınmıştır.


















Egnity Şirket Bilgisi
Egnity şahıs şirketinin kuruluş tarihine dikkat ediniz.

İş Mahkemesi Gerekçeli Kararı



















10. İş Mahkemesi karar

Savcılık Kararı


















2. Asliye Ceza Karar



Yorumlar